Şizofreni
Gerçeklik Algınızda ve Düşüncelerinizde Değişim mi Hissediyorsunuz?
Şizofreni Tedavisinde Güvenli ve Bütüncül Yaklaşım
Şizofreni Nedir?
Şizofreni, kişinin düşünce, algı, duygu ve davranışlarını etkileyen; gerçeklikle bağın bozulmasına yol açabilen, kronik ve ciddi bir ruhsal hastalıktır. Şizofreni hastalığında kişi, gerçekte var olmayan şeyleri duyabilir veya görebilir, gerçek dışı inançlar geliştirebilir ve düşüncelerini düzenlemekte zorlanabilir.
Şizofreni, yalnızca “çoklu kişilik” ya da “kişilik bölünmesi” değildir. Bu durum toplumda sıkça yanlış bilinse de, şizofreni esas olarak algı ve düşünce süreçlerinin bozulmasıyla karakterizedir.
Şizofreni Bir Kişilik Sorunu Değil

Şizofreni; irade eksikliği ya da kişilik zayıflığı değildir.
Doğru tanı, düzenli tedavi ve psikososyal destekle belirtiler kontrol altına alınabilir.
Birçok kişi tedaviyle birlikte üretken ve dengeli bir yaşam sürdürebilir.
“Şizofreni bir son değil; doğru tedaviyle yaşam kalitesi yeniden kazanılabilir.”

Şizofreni Tedavisinde Neden
Uzm. Dr. Sümeyra Yılmaz?
Psikiyatrist
Psikiyatrist Uzm. Dr. Sümeyra Yılmaz, tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamlamış; psikiyatri uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda almıştır. Mesleki pratiğinde özellikle alkol ve madde bağımlılığı, duygudurum bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve kronik psikiyatrik hastalıklar alanlarında yoğun klinik deneyime sahiptir. Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde görev yaptığı süre boyunca, psikiyatri kliniğinin yanı sıra AMATEM ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) birimlerinde aktif olarak çalışmış; bağımlılık tedavisi ve ağır ruhsal hastalıkların uzun dönem takibi konusunda kapsamlı deneyim kazanmıştır. Tedavide; bilimsel temelli ilaç tedavisi ve psikoterapi yöntemlerini birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım izleyen Dr. Sümeyra Yılmaz, her hastaya özel, sürdürülebilir ve etik bir tedavi süreci sunmayı amaçlamaktadır.
Şizofreni tedaviyle yönetilebilen bir ruhsal hastalıktır.

Şizofreni, kişinin düşünce, algı, duygu ve davranışlarında değişikliklere yol açabilen kronik bir ruhsal hastalıktır. Gerçeklik algısında bozulmalar, düşünce dağınıklığı ve sosyal geri çekilme gibi belirtilerle seyredebilir. Şizofreni irade eksikliği ya da kişilik zayıflığı değildir. Erken tanı, düzenli ilaç tedavisi ve psikososyal destekle belirtiler büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Kişiye özel planlanan tedavi süreciyle bireyler günlük yaşamlarına uyum sağlayabilir ve yaşam kalitelerini artırabilir.
Şizofreni Neden Olur?
Şizofreni, tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalık değildir. Genetik, biyolojik, çevresel ve psikososyal birçok etkenin bir araya gelmesiyle gelişir. Bu nedenle şizofreni, çok faktörlü (multifaktöriyel) bir ruhsal hastalık olarak kabul edilir.
Genetik Yatkınlık
Şizofreninin oluşumunda genetik faktörler önemli rol oynar.
- Ailede şizofreni öyküsü bulunan bireylerde risk daha yüksektir.
- Ancak genetik yatkınlık tek başına hastalığın ortaya çıkması için yeterli değildir.
Genler, kişiyi hastalığa yatkın hale getirir, çevresel etkenler ise hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebilir.
Beyin Kimyası ve Yapısal Değişiklikler
Şizofrenide beyindeki bazı kimyasal maddelerin (özellikle dopamin ve glutamat) dengesinde bozulmalar olduğu düşünülmektedir.
Ayrıca bazı kişilerde:
- Beyin bölgeleri arasında iletişim sorunları
- Beyin yapısında küçük farklılıklar
görülebilir. Bu değişiklikler, düşünce ve algı bozukluklarına yol açabilir.
Doğum Öncesi ve Doğum Sırasındaki Etkenler
Hamilelik ve doğum sürecinde yaşanan bazı durumlar şizofreni riskini artırabilir:
- Anne karnında geçirilen enfeksiyonlar
- Oksijen yetersizliği
- Düşük doğum ağırlığı
- Gebelikte yoğun stres
Bu etkenler beynin gelişimini etkileyebilir.
Psikososyal Stres ve Travmalar
Uzun süreli stres ve travmatik yaşantılar şizofreninin ortaya çıkmasında önemli rol oynayabilir:
- Çocukluk çağı travmaları
- Aile içi sorunlar
- Yoğun duygusal stres
- Sosyal izolasyon
Özellikle genetik yatkınlığı olan bireylerde bu faktörler hastalığı tetikleyebilir.
Madde Kullanımı
Bazı maddelerin kullanımı şizofreni riskini artırabilir veya belirtileri tetikleyebilir:
- Esrar ve diğer uyuşturucu maddeler
- Alkol ve uyarıcı maddeler
Madde kullanımı, özellikle genç yaşlarda, hastalığın daha erken ortaya çıkmasına neden olabilir.
Hormonal ve Nörogelişimsel Faktörler
Ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde yaşanan hormonal değişiklikler, beyindeki gelişim süreçlerini etkileyerek şizofreninin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Şizofreni Belirtileri Nelerdir?
Şizofreni belirtileri, kişinin düşünce, algı, duygu ve davranışlarında belirgin bozulmalarla ortaya çıkar. Belirtiler genellikle zamanla gelişir ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Şizofreni belirtileri genel olarak pozitif, negatif ve bilişsel belirtiler olmak üzere üç grupta incelenir.
Pozitif Belirtiler (Gerçeğe Eklenen Belirtiler)
Pozitif belirtiler, normalde olmayan ancak hastalıkla birlikte ortaya çıkan belirtilerdir.
Hezeyanlar (sanrılar): Gerçek dışı, değiştirilemeyen inançlar
- Takip edildiğini düşünme
- Zarar göreceğine inanma
- Kendisine özel mesajlar verildiğini düşünme
Varsanılar (halüsinasyonlar): Gerçekte olmayan şeyleri görme, duyma veya hissetme
- En sık işitsel varsanılar (sesler duyma)
Düşünce ve konuşma bozuklukları:
- Konudan konuya atlama
- Anlamsız veya dağınık konuşma
Davranış bozuklukları:
- Uygunsuz ya da amaçsız davranışlar
- Aşırı ajitasyon veya donukluk
Negatif Belirtiler (Azalan Yetiler)
Negatif belirtiler, kişinin normal işlevlerinde azalma ile kendini gösterir ve genellikle uzun sürelidir.
Duygusal küntlük: Duyguların azalması veya ifade edilememesi
İçe çekilme: Sosyal ilişkilerden uzaklaşma
İsteksizlik (avolüsyon): Günlük aktiviteleri yapma isteğinin azalması
Konuşma fakirliği: Az ve tekdüze konuşma
Kişisel bakımda azalma
Bilişsel Belirtiler (Düşünme ve Algı Sorunları)
Bilişsel belirtiler kişinin zihinsel işlevlerini etkiler:
- Dikkat ve odaklanma güçlüğü
- Hafıza problemleri
- Planlama ve problem çözmede zorlanma
- Karar vermede güçlük
Bu belirtiler kişinin iş, okul ve sosyal yaşamını doğrudan etkileyebilir.
Şizofreninin İlk Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın erken döneminde daha hafif ve sinsi belirtiler görülebilir:
- Sosyal izolasyon
- Ders veya iş performansında düşüş
- Şüphecilik ve içe kapanma
- Uyku düzeninde bozulma
- Duygusal dalgalanmalar
Erken belirtilerin fark edilmesi, tedavi başarısını artırır.
Şizofreni Tedavisi Nasıl Yapılır?
Şizofreni tedavisi, hastalığın belirtilerini kontrol altına almayı, atakların tekrarlamasını önlemeyi ve kişinin günlük yaşam işlevselliğini artırmayı amaçlar. Şizofreni genellikle uzun süreli (kronik) bir hastalık olduğu için tedavi de düzenli ve süreklilik gerektiren bir süreçtir.
Tedavi, mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından planlanmalı ve kişiye özel olarak uygulanmalıdır.
Şizofreni Tedavisinde Temel Amaçlar
- Psikotik belirtilerin (hezeyan, halüsinasyon) kontrol altına alınması
- Hastalık ataklarının sıklığının azaltılması
- Sosyal ve mesleki işlevselliğin artırılması
- Hastanın yaşam kalitesinin yükseltilmesi
Şizofreni Tedavisinde Kullanılan Yöntemler
Şizofreni tedavisi çoğunlukla ilaç tedavisi, psikososyal destek ve düzenli takip ile yürütülür.
İlaç Tedavisi
Şizofreni tedavisinin temelini antipsikotik ilaçlar oluşturur. Bu ilaçlar beyindeki kimyasal dengenin düzenlenmesine yardımcı olur.
Antipsikotik ilaçlar:
- Hezeyan ve halüsinasyonları azaltır
- Düşünce ve davranışların düzenlenmesine katkı sağlar
- Atakların tekrarını önler
İlaç seçimi ve dozu, hastanın belirtilerine ve yanıtına göre psikiyatri uzmanı tarafından belirlenir.
Psikoterapi ve Psikososyal Destek
İlaç tedavisine ek olarak psikososyal yaklaşımlar tedavinin önemli bir parçasıdır.
Bu süreçte:
- Hastanın hastalığını tanıması ve kabul etmesi sağlanır
- Stresle baş etme becerileri geliştirilir
- Sosyal beceri eğitimi verilir
- Günlük yaşam uyumu desteklenir
Psikoterapi, özellikle stabil dönemlerde daha etkilidir.
Aile Eğitimi ve Desteği
Şizofreni tedavisinde aile desteği büyük önem taşır. Aile üyelerinin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, tedaviye uyumu artırır ve tekrar atak riskini azaltır.
Hastanede Yatış (Gerekli Durumlarda)
Şiddetli belirtiler, kendine veya çevresine zarar verme riski ya da ilaç uyumunun bozulduğu durumlarda kısa süreli hastane yatışı gerekebilir.
Şizofreni Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Şizofreni tedavisi genellikle uzun süreli, bazı durumlarda ömür boyu devam edebilir. Tedavinin süresi ve şekli, hastalığın seyrine ve bireysel yanıtına göre değişir.
Şizofreni Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmeyen şizofreni;
- Belirtilerin ağırlaşmasına
- Sosyal ve mesleki işlev kaybına
- Tekrarlayan hastane yatışlarına
neden olabilir.
Şizofreni Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul Anadolu Yakası Psikiyatrik Destek ve Terapi Bölgeleri
Ataşehir Merkezli Psikiyatrik Destek ve Psikoterapi Hizmetleri – Anadolu Yakası Hizmet Alanı
Ruh sağlığı, bireyin yaşam kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Duygusal, zihinsel ve davranışsal alanlarda yaşanan zorluklar; günlük yaşamı, sosyal ilişkileri ve mesleki işlevselliği doğrudan etkileyebilir. Psikiyatrik destek ve psikoterapi hizmetleri, bu zorlukların bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasını ve bireyin ihtiyaçlarına uygun bir destek sürecinin planlanmasını amaçlar.
Ataşehir’de konumlanan psikiyatrik destek hizmetleri, İstanbul Anadolu Yakası’nın farklı ilçelerinden ulaşım sağlayan bireyler için yapılandırılmıştır. Merkezi konumu sayesinde Ataşehir; Kadıköy, Maltepe, Üsküdar ve Ümraniye başta olmak üzere çevre ilçelerden gelen danışanlar için kolay erişilebilir bir psikiyatrik destek noktası sunmaktadır.
Psikiyatrik Değerlendirme ve Klinik Yaklaşım
Psikiyatrik değerlendirme süreci, bireyin yaşadığı ruhsal belirtilerin ayrıntılı biçimde ele alındığı, çok yönlü bir klinik süreçtir. Bu değerlendirme yalnızca mevcut şikâyetleri değil; belirtilerin süresini, şiddetini, günlük yaşama etkilerini ve bireyin geçmiş ruhsal deneyimlerini de kapsar. Amaç, ruhsal durumu bütüncül bir bakış açısıyla anlamak ve uygun destek planını oluşturmaktır.
Ataşehir merkezli psikiyatrist desteği kapsamında yapılan değerlendirmeler, bilimsel temellere dayalı olarak yürütülür. Her bireyin yaşam öyküsü ve ruhsal süreci farklı olduğundan, değerlendirme ve takip süreçleri kişiye özgü olarak planlanır.
Uzm. Dr. Sümeyra Yılmaz, 15 yılı aşkın mesleki deneyimiyle, psikiyatrik destek sürecinde bilimsel ve etik değerleri merkeze alan bir yaklaşım benimsemektedir. Her danışanın hikâyesini ayrı ayrı ele alarak, psikiyatrik değerlendirme ve takip süreçlerini bireye özgü bir çerçevede yürütmeyi amaçlamaktadır.
Psikoterapi Hizmetleri
Psikoterapi, bireyin düşünce, duygu ve davranış örüntülerini fark etmesine ve daha sağlıklı baş etme becerileri geliştirmesine yardımcı olan bir destek sürecidir. Ataşehir’de sunulan psikoterapi hizmetleri, bireyin ihtiyaçlarına göre planlanmakta ve düzenli takiplerle sürdürülmektedir.
Bu kapsamda uygulanan başlıca terapi yöntemleri şunlardır:
Psikoterapi
Bireyin yaşadığı duygusal zorlukların, içsel çatışmaların ve yaşam deneyimlerinin ele alındığı destekleyici bir süreçtir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Düşünceler, duygular ve davranışlar arasındaki ilişkiye odaklanır. İşlevsel olmayan düşünce kalıplarının fark edilmesi ve daha sağlıklı düşünce biçimlerinin geliştirilmesini amaçlar.
Yetişkin Psikoterapisi
Yetişkin bireylerin yaşam dönemlerine bağlı olarak karşılaştıkları duygusal, ilişkisel ve ruhsal zorlukların ele alındığı terapi sürecidir.
Şema Terapi
Erken dönem yaşantılardan kaynaklanan kalıcı duygu ve düşünce örüntülerinin ele alındığı, derinlemesine bir terapi yaklaşımıdır.
Psikoterapi süreçleri, gerekli görüldüğünde psikiyatrik değerlendirme ve düzenli klinik takip ile birlikte yürütülerek bütüncül bir destek sunar.
Psikolojik Rahatsızlıklar ve Klinik Alanlar
Ataşehir merkezli psikiyatrik destek hizmetleri, farklı psikolojik rahatsızlıklar ve klinik durumlar için yapılandırılmıştır. Her psikolojik rahatsızlık, bireyin yaşamını farklı biçimlerde etkileyebilir ve kendine özgü değerlendirme süreçleri gerektirir.
Bu kapsamda ele alınan başlıca psikolojik rahatsızlıklar şunlardır:
Depresyon ve Majör Depresif Bozukluk
Uzun süreli mutsuzluk, isteksizlik, enerji kaybı ve günlük aktivitelerden zevk alamama gibi belirtilerle seyredebilir. Majör depresif bozuklukta bu belirtiler daha yoğun ve süreklidir.
Bipolar Bozukluk
Duygudurumda dönemsel değişimlerle seyreden bipolar bozukluk, depresif ve taşkın dönemlerin görülebildiği bir ruhsal durumdur ve düzenli takip gerektirir.
Panik Atak
Ani başlayan yoğun kaygı, çarpıntı, nefes darlığı ve kontrol kaybı hissi ile ortaya çıkabilir. Günlük yaşamda kaçınma davranışlarına yol açabilir.
Sosyal Fobi
Sosyal ortamlarda yoğun kaygı ve değerlendirilme korkusu ile kendini gösterir. Sosyal işlevselliği etkileyebilir.
Şizofreni ve Atipik Psikoz
Algı, düşünce ve davranışlarda bozulmalarla seyreden bu klinik tablolar, uzun süreli psikiyatrik takip gerektiren durumlar arasında yer alır.
Demans
Bilişsel işlevlerde ilerleyici kayıplarla seyreden demans, bireyin günlük yaşam becerilerini etkileyebilir ve klinik izlem gerektirir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
Dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve odaklanma güçlüğü ile kendini gösterebilir. Yetişkinlik döneminde de devam edebilir.
Alkol Bağımlılığı ve İlişkili Sorunlar
Alkol kullanımına bağlı gelişen psikolojik, sosyal ve işlevsel sorunlar çok yönlü değerlendirme gerektirir.
Anadolu Yakası Hizmet Alanı
Ataşehir merkezli psikiyatrik destek hizmetleri, yalnızca Ataşehir ile sınırlı değildir. Merkezi konumu sayesinde Kadıköy, Maltepe, Üsküdar ve Ümraniye ilçelerinden gelen bireyler için de düzenli ve sürdürülebilir bir destek süreci sunulmaktadır.
Anadolu Yakası genelinde psikiyatrik destek arayan bireyler, yaşadıkları ilçeden bağımsız olarak bilimsel temellere dayalı psikiyatrik değerlendirme ve psikoterapi yaklaşımlarından faydalanabilmektedir.
Psikiyatrik Destekte Amaç ve Yaklaşım
Psikiyatrik destek ve psikoterapi süreçlerinin temel amacı; bireyin ruhsal dengesini desteklemek, yaşam kalitesini artırmak ve uzun vadeli iyilik halini güçlendirmektir.
Uzm. Dr. Sümeyra Yılmaz, “Ruh sağlığınız için buradayım” yaklaşımıyla, danışanlarının zorlandıkları dönemlerde profesyonel destek alabilecekleri güvenli bir alan sunmayı hedefler. Bilimsel bilgi ve klinik deneyim ışığında yürütülen bu süreç, bireyin iyileşme yolculuğuna eşlik etmeyi amaçlar.

